Hayatta Kalmamızı Sağlayan Özelliklerimiz

Birkaç yıl önce kendimi evden oldukça uzakta küçük bir hapishane hücresinde buldum. Savaş tutsağı olarak tam altı yıl boyunca işkenceye, aşağılanmaya ve açlığa maruz kaldım.

Bu manzarayı gözünüzde canlandırabilmeniz çok önemli. Kovadaki idrarınızı kokladığınızı, ağzınızın kenarından akan terinizin, gözyaşınızın ve kanınızın tuzunu tattığınızı hayal etmek için kendinizi zorlayın. Çatısı ipince hapishane hücresindeki tropikal sıcaklığı hissetmeye çalışın. Birlikte geçirdiğimiz birkaç dakika boyunca başarılı olabilirsem, bir genç, öğrenci, lider, anne ya da baba olarak yüz yüze geldiğiniz zorlukların benim hapishane hücresinde yüz yüze geldiğim zorluklarla aynı olduğunu anlayacaksınız: Korku, yalnızlık, başarısızlık ve iletişim kuramama duyguları. Daha da önemlisi, bu zorluklara tepkiniz benim hücrede hayatta kalabilmek için verdiğim tepkinin aynısı olacaktır.

Devamını oku: Hayatta Kalmamızı Sağlayan Özelliklerimiz

Bu Adamı Kimse Durduramaz

Glenn Cunningham beş yaşında bacakları feci şekilde yandıktan sonra sakat kalmış ve yaşamının geri kalanını tekerlekli sandalyeye mahkum geçirir düşüncesiyle doktorlar tarafından kendi haline bırakılmıştı. "Bir daha yürümesi mümkün değil. Hiç şansı yok." demişlerdi.

Doktorlar bacaklarını incelemişler, ama Glenn Cunningham'in kalbini dikkate almamışlardı. O doktorlara kulak asmadı ve yürümeye çalıştı. Yatakta yata yata zayıf kalan kıpkırmızı bacakları yara içindeydi. Glenn, "Gelecek hafta, yataktan kalkacağım ve yürüyeceğim." dedi ve bunu başardı.

Devamını oku: Bu Adamı Kimse Durduramaz

Reçelden Kalanlar

1933 yılıydı. Yarım gün çalıştığım işimden çıkarılmıştım, artık aile bütçesine hiçbir katkım olamıyordu. Tek gelirimiz annemin başkalarına elbise dikerek kazandığı paraydı. Sonra annem birkaç hafta hastalandı ve çalışamaz oldu. Elektrik idaresinden geldiler ve faturaları yatıramadığımız için elektriğimizi kestiler. Sonra da havagazı şirketi havagazımızı kesti. Sonra sular idaresi. Ama Sağlık Bakanlığı, halk sağlığını koruma tedbirleri dahilinde suyumuzu yeniden bağlattı. Dolabımızda yiyecek çok az şey kalmıştı. Arka bahçemize sebze ekmiştik, bahçede ateş yakıp pişirebildiklerimizi pişiriyor ve yiyorduk.

Bir gün küçük kız kardeşim hoplaya zıplaya okuldan geldi ve "Yarın fakirlere vermek üzere okula birşeyler götürmemiz gerekiyor." dedi.

Devamını oku: Reçelden Kalanlar

Kör Tutku

Charlie Boswell benim için her zaman bir kahramandır. Bana ve binlerce insana şartları zorlama ve gerçek arzularımızı gerçekleştirme konularında ilham kaynağı olmuştur. Charlie II. Dünya savaşında ateşe verilmiş bir tankta bulunan arkadaşını kurtarmak isterken kör olmuş. Kaza öncesinde çok büyük bir atletmiş. Sonra kararlılığı ve becerisine olan güveniyle yepyeni, çok az insan tarafından denenmemiş, gören birinin bile oynamayı hayal edemeyeceği bir spor olan golfu denemeye karar vermiş.

Kararlılık ve bu oyuna karşı duyduğu derin sevgi onu Uluslararası Körler Golf Şampiyonu yapmış. Bu şerefe 13 kere nail olmuş. Onun örnek aldığı insan ünlü golfçu Ben Hogan'mış. Charlie, bu yüzden 1958 yılında Ben Hogan adına verilen ödülü kazanınca çok gururlanmış.

Devamını oku: Kör Tutku

Bir Fiyatına İki Tane

Kuzenim Lee Ann, "Jamie nerede?" diye çığlık attı. Annemlerin evinde havuzun kenarında oturuyorduk. Ben de "Aman Allahım Jamie nerede?" diye bağırmaya başladım. Beş yaşındaki oğlumun anlık kayboluşu bütün vücuduma şok dalgaları yaymıştı.

Havuzun kenarında güvenlik çiti vardı ve havuz derinleşmeden önce belli belirsiz bir eğim göze çarpıyordu. Çocuklarımızı büyükannelerinin havuzunda serinlemeye getirmek bizim için olağandı; biz arkalarında beklerken, onlar da sırılsıklam suyla oynaşırlardı.

Devamını oku: Bir Fiyatına İki Tane

O Benim Üvey Babam Değil

Annem ben sekiz yaşındayken ölmüş. Bu hepimiz için üzücü bir olaydı. Altı ay sonra babam Cathy'yle tanıştı. Cathy'nin Megan ve Griffin adlarında iki çocuğu vardı. Onları daha gördüğüm ilk gün sevdim. Esasında ne kadar sevdiğimin pek farkında değildim.

Bir buçuk yıl sonra babam Cathy'yle evlendi. Birbirlerine aşıklardı. Düğünlerinde Megan ve Griffin'i ne kadar çok sevdiğimi anladım. O günden sonra yeni ailemizin sığabileceği büyüklükte bir ev bulana kadar (iki aileyi birleştirdiğimizi için) bir Cathy'nin, bir bizim evde kalıyorduk. Bir gece Cathy'nin evindeydik ve Cathy'yi öpmek için sıra olmuştuk. Griffin en sonuncuydu. Cathy, Griffin'e kendisini öptükten sonra "Grif, şimdi de üvey babana öpücük ver." dedi.

Griffin oldukça sinirlendi ve "O benim üvey babam değil, babam." Dedi

Biraz Daha Benzin

Bob'un babası Stockton'da araba satıyordu. 1958 model bir Cadillac arabası vardı, bu araba onun gururu ve neşesiydi. Bilirsiniz, kuyruğu cennete kadar uzanan o upuzun arabalardan, hani sahibinden insanlar kadar ilgi gören. Asla açık havada bırakılmaz, sabırla yıkanır ve cilalanır. İnsanoğlunun tekerlekli aletlere düşkünlüğünün en güzel örneklerinden biridir. Bob, on altısını henüz devirmiş, ehliyetini de yeni almış. Onun Cadillac'ı kullanmak için ölüp bittiğini bilen babası eline üç dolar sıkıştırmış ve onu benzin almaya yollamış.

Kendiyle gurur duyan ve arabayı kullanmaya aşırı heveslenen Bob arabayı benzin istasyonuna doğru sürmüş. İstasyondaki görevli depoyu doldurmuş, camları yıkamış, arabanın yağını ve lastiklerin havasını kontrol etmiş. Bu arada Bob yüzünde gülümsemeyle arabada oturmuş (unutmayın, 1960 yılından söz ediyoruz).

Devamını oku: Biraz Daha Benzin

Ne Kadar Kocamansa O Kadar İyi

Karen ve ben, oğlumuz Michael'ın anaokulunu ziyarete gittiğimiz o gün kendimizi günün ana-babası gibi hissetmiştik. Bize sınıfım gezdirirken ve arkadaşlarıyla tanıştırırken çok eğlendik. Kesme, yapıştırma, dikme aktivitelerine katıldık. Günün en güzel kısmım kumlarla oynayarak geçirdik. Tam bir cümbüştü. 

"Halka olun" diye seslendi öğretmenleri. "Hikaye anlatma zamanı." Ortada ayakta durup sırıtmamak için Karen ve ben de yeni arkadaşlarımızla halka oluşturduk. "Kocaman" adlı hikayeyi bitirdikten sonra, öğretmen "Size kendinizi ne kocaman hissettiriyor?" diye sordu. 

Devamını oku: Ne Kadar Kocamansa O Kadar İyi

Noel Tostu

Bir Pazar akşamüstü Noel ağacımızı eve taşıdıktan sonra, iki oğluma yatmak için hazırlanmalarını söyledim. Justin, ailece oturup ağacı hayal etmemizin harika olacağını söyledi. Bunun sadece bir dakika alacağını söyleyerek yalvardı.

Vakit geç olmasına rağmen, bunu yapmayı kabul ettim. Ona bunun harika bir fikir olduğunu belirttim. Ağacın altında oturup Noel'e hoş geldin demeyi, çırpılmış yumurtalı süt içmeyi ve bunu kutlamayı önerdim. Justin çok heyecanlandı; mutfağa koştu, buzdolabının içinden çırpılmış yumurtalı sütü kapıp geldi. Sütü en güzel kristal bardaklarıma koydum. Bardakları ağacın yanındaki sehpanın üzerine yerleştirdim ve diğer odadaki büyük oğlumu çağırdım.

Devamını oku: Noel Tostu

Ufacık Bir Not

Canlı çiçek güzelliğin en büyük simgesidir. Ara sıra bir buket gül toplar veya kusursuz bir gül bulur, bir komşuma, arkadaşıma veya akrabama veririm.

Bir sabah erkenden kendim için çok güzel kokan dayanıklı güllerden bir buket derledim. Güllere sadece göz zevkim için saatlerce bakabilirdim. Benim için ne kadar hoş olduklarım düşünürken, içimden gelen sakin ve kibar bir ses onları bir arkadaşıma vermemi söyledi.

Doğru eve girdim ve çiçekleri bir vazoya yerleştirdim. Sonra da üzerine ufacık bir not yazdım:

Devamını oku: Ufacık Bir Not