Dört Gözle Beklemek

Bir müddet önce California, Santa Barbara'nın güzel dağlarına birkaç haftalığına tatile gitmiştim. Arkadaşlarıma, üzerinde çalıştığım kitabı bitirmek için evlerinde kalıp kalamayacağımı sordum.

İlk üç günüm inanılmazdı. Her gün ayrı özel bir olay yaşadım. İlk önce cennet kapılarını açtı ve üç gün boyunca dinmek bilmeden yağmur yağdı. Gerçekten hoş bir atmosferdi. Bir müddet sonra su kemeri inşa etmeyi bile düşünmeye başladım.

Devamını oku: Dört Gözle Beklemek

Dylan'ın Yardımı

İki yaşındaki Dylan, o gün bizim evde yapılacak komite toplantısına tatlı yetiştirmeme yardım ediyordu. Sıvı olarak soda kullanacağımız bir tatlı tarifi seçmiştik, Dylan kalıba döktüğümüz kabarcıklı ve balonlu karışıma hayretler içinde bakıyordu. İki dakikalığına telefonla konuşmak üzere yanından ayrılıp geri döndüğümde Dylan'ı "Balon, Dylan balon yapıyor." derken buldum.

Suya atınca baloncuklar çıkararak eriyen renkli tatlı tabletlerden yemeyi de çok severdi. Bu tabletlerin tatları suda eriyip baloncuklar çıkarmalarının verdiği görsel zenginliğin yanında gölgede kalırdı. Ben de çocukken bundan çok zevk alırdım. Aynılarından bulunca Dylan'a almak için deli olmuştum. "Evet" dedim Dylan'a, balonlar çıkıyor.

Devamını oku: Dylan'ın Yardımı

Güler Yüzle Hizmet

Satışla ilgili ne öğrendiysem, Michigan New Era'da mobilya mağazası olan babam Walt'dan sadece bir haftada öğrendim.

O gün yaşlı bir bayan mağazaya girdiğinde ben yerleri süpürüyordum. Bayanla ilgilenmek için babamdan izin aldım. "Şüphesiz" diye yanıtladı.

"Size nasıl yardımcı olabilirim?"

Devamını oku: Güler Yüzle Hizmet

Bir Resim Nelere Değer

Elinde genç bir çiftin resminin bulunduğu yırtılmış ikili resim çerçevesiyle kısa boylu, yaşlı bir adam mağazaya girdi. Çerçeve hasar görmüş ve tam ortadan yırtılmıştı. Sanki biri yapıştırarak onarmaya çalışmış ama başarılı olamamıştı. Yaşlı adam daha fazla zarar görebilir korkusuyla çerçeveyi onarılmak üzere mağazasına getirmişti. Bu konuda uzman çerçeve ustası başarılı olamadı. Ben yardımcı olamazdım, ama adamın ricasına kulak kabarttığımdan çerçeveye bir göz atıp atamayacağımı sordum. Ne yapmam gerektiğinden emin değildim, ama adama çerçevenin o gece bizde kalmasının mümkün olup olmadığını sordum. Adam başını evet dercesine salladı. Başını eğip kapıdan çıkıp gitti.

Devamını oku: Bir Resim Nelere Değer

Büyük Beklentiler

Ünlü beyzbol oyuncusu, Pete Rose, hiç tanışmamama rağmen bana hayatımı değiştirecek kadar değerli bir şey öğretti.

Ty Cobb'un rekorunu kırmak üzere olduğu yıl Pete'le bir röportaj yapılmıştı. Gazeteci, "Pete, rekora ulaşmak için sadece 78 vuruşun var." gibi bir cümleyle sorularına başladı. "Sence 78 vuruş yapabilmek için kaç vuruş yapman gerekecek?"

Devamını oku: Büyük Beklentiler

Sonuna Kadar Destek

Arkadaşımız H. Stephen Glenn tanıdığımız en cesaret verici ve destekleyici insanlardan biridir. Hepimizi sürekli daha olumluya ulaşma yolunda yüreklendirir. 

Stephen bir müddet önce torununun beyzbol maçına gitmiş. Küçük bir erkek çocuğu sopayla vurmak üzere hazırlanır. Topa olanca hızıyla vurur ve üçüncü departa doğru koşabileceği kadar hızlı koşmaya başlar. Antrenör küçük çocuğa yaklaşır ve "Topu uzağa attığına emin misin?" diye sorar.

Devamını oku: Sonuna Kadar Destek

Miras

Kocam Bob 1994 yılında aniden ölünce yıllardan beri hiç haber alamadığım insanlardan başsağlığı mesajları aldım. Mektuplar, kartlar, çiçekler gönderdiler, telefonlar açtılar ve ziyarete geldiler. Keder içindeydim, ama aile dostlarımızdan, akrabalarımdan ve hatta tanıdıklarımızdan gördüğüm bu sevgi seli üzüntümü bir derece hafifletmişti.

Özellikle aldığım bir mesaj beni çok duygulandırmıştı. Lisedeki en iyi arkadaşımdan bir mektup almıştım. 1949 yılında mezun olduğumuzdan bu yana hiç görüşmemiştik. O memleketimizde yaşamına devam etmiş, bense oradan ayrılmıştım. Bu arkadaşlık araya beş ya da on yıllık ayrılık bile girse kopmayacak türden bir arkadaşlıktı.

Devamını oku: Miras

Zamanlı Ayrılış

Görünüşe baksanız onu yoksul biri zannederdiniz. Oysa tanıdıkça bir prens gibi görmeye başlardınız. Her gün yatırımlarını kontrol etmek ve arkadaşlarını ziyaret etmek amacıyla yürüyerek borsa simsarının ofisine gelirdi. Her öğleden sonra yaklaşık saat ikide Billy kapıdan girer ve yüzlerimiz gülerdi. Şapkasının ucu hep kıvrıktı. Hava nasıl olursa olsun yıpranmış, yırtık pırtık trençkotunu giyerdi. Kışın üstüne bir atkı atar, yazın içine düğmeli tişörtünü giyerdi. Yüzünde hep o gülücük vardı (çarpık dişlerinin yanı sıra). 

O bizim resmi olmayan liderimiz ve sözcümüzdü. Billy öyle derse, öyle olurdu. Hepimiz her gün bir araya gelir Billy'nin ağzından çıkacak kelimeleri beklerdik. Londra aksanıyla ve garanti veren göz kırpmalarıyla borsada ne oluyorsa olsun, gerçek dünya ne kadar puslu olursa olsun insanda her şeyin yolunda olduğu hissini uyandırırdı. Bir gün olaylar ters gitmeye başladı. Seksen yaşındaki Billy'miz, liderimiz kansere yakalanmıştı.

Devamını oku: Zamanlı Ayrılış

Babam

Babam bana çeşitli şekillerde çeşitli şeyler verdi. Ben de şimdi ona birşeyler vermek istiyorum. 1984 yılında 100 metrede aldığım altın madalyaya ne demeli? Bunu birlikte yaptığımız bütün iyi şeylerin ve onun sayesinde başıma gelen pozitif olayların simgesi olarak ona verebilirim.

Kazandığım bütün madalyaları bankadaki kasada saklıyorum. O gün havaalanına giderken madalyayı almak için bankanın önünde durdum. Madalyayı takım elbisemin cebine koydum. Onu babam için New Jersey'e kadar orada taşıyabilirdim.

Devamını oku: Babam

Uğradım Bulamadım

Erkek Kardeşim Dave, anneanneme bizden daha yakındı. Birlikte doğa sevgisini paylaştılar ve kendi yetiştirdikleri sebzelerin tadına vardılar. Zaman bulur bulmaz anneannemi ziyarete gider, birlikte kahve içerlerdi. Dave, bir gün, anneannemi evde bulamayınca, verandasına bir parça toprak bırakmış. Bu daha sonra "uğradım, bulamadım" işareti haline dönüşmüştü. Büyükannem eve geldiğinde, verandadaki topraktan Dave'in ona uğradığı çıkarımında bulunuyordu.

Büyükannem İtalya'da doğup büyümüş olmasına karşın Amerika'yla iyi başa çıkabilen insanlardan biriydi. Hep sağlıklıydı, bağımsız bir ruhu vardı, dolu dolu yaşamıştı. Bir gün felç geçirdi ve hayata gözlerim yumdu. Ölümü herkesi üzmüştü. Dave'i teselli etmek zor olmuştu. En iyi arkadaşını kaybetmişti.

Devamını oku: Uğradım Bulamadım