Tanrı Böyle Olmasını İstedi

Asla! Annemi ve babamı aynı gün kaybedeceğimi asla düşünmemiştim. Annemin ve babamın araba kazasında öldüklerini bildiren bir telefon almıştım.

İkisi de aynı gün ölmek zorundalar mıydı? Neden ben? Neden onlar kadar iyi iki insan ölmek zorundaydı? Neden? Neden? Neden? Neden?

Şok içinde, beynimin içi sorularla dolu ve inançlarımı yitirmiş durumda Kentucky'ye kalkan bir sonraki uçağı yakalamıştım. Daha sonra da histerik vaziyette ağlayan ve bunun bize olmasını kabullenemeyen kız kardeşlerimle buluştum.

Anne babamızın evine gittik. Benim doğum günü hediyesi olarak aldığım babamın favorisi sallanan koltuğun yanındaydım. Evlerinde hala sıcak bir atmosfer vardı, sanki gizemli bir şeyler oluyordu. İnanamadım.

Sadece iki gün Önce onlarla telefonda konuşmuştum. Şimdi sonsuza kadar yoktular. Sonsuza kadar.

Ayakta geçen dört gün boyunca, yüzlerce akrabamız ve arkadaşımız üzüntülerini bildirmeye geldiler. Anne babamızla geçirdikleri güzel zamanları hatırlayarak tabutları başında oturdular. Onlarla hiç bu kadar gurur duymamıştım. Onların ölümlerini anlamama yardımcı olan tek şey rahip Dewitt Furrow'un söylediği cümle oldu. "Onların neden aynı gün cennete çağrıldıklarını düşünüyor olabilirsiniz. Belki kendileri böyle istemişlerdir. Hiç ayrılmadıkları, hep el ele, kol kola olduklarından ve yeryüzünde sevgiyle yürüdüklerinden. Birinin gitmesini, diğerinin kalmasını istememiz çok büyük bencillik. Arkada kalan bir sene içinde kederden ölebilirdi. Tanrının şimdi iki meleği var. Cennette de aynen yeryüzünde olduğu gibi sevgiyle yürüyecekler. Tanrı böyle olmasını istedi!"

Daha sonra mezarlıkta dua ederken ve ağlarken mezarlarına dikkatle baktım. Bazı kelimeler gökyüzünde gezindi ve bana "Tanrı böyle olmasını istedi," şeklinde göründü.

Tanrı böyle olmasını istemiş ve yapmıştı.