Marc'ın Anısına

 

Judy ve Jim, oğulları Marc'ı 15 yıl önce kaybetmişlerdi. Diğer birçok anne baba gibi Jim ve Judy de iki çocuklarının sonsuza dek onlarla yaşayacağını düşünürlerdi. Bir gün oldukça nadir görünen bir hastalık Marc'ın hayatını almıştı. Ortada hasta olduğuna ilişkin bir belirti bile yoktu. Bu yüzden Jim ve Judy çocuklarına veda etme ve onu ne kadar çok sevdiklerini söyleme şansını yakalayamamışlardı. Oğullarının ölümü onları tam anlamıyla darmadağın etmişti.

Uzun yıllar sonra Judy ve Jim Bermuda'ya tatile gitmişlerdi. Orada çok hoşlarına giden bir heykel beğendiler. Bu bankın üstüne oturmuş kitap okuyan bir çocuğun heykeliydi. Her ikisi de heykele vurulmuşlardı, almayı istiyorlardı, ama heykel çok pahalıydı ve almaya güçleri yetmedi. Jim her ihtimale karşı heykeli yapan sanatçının adını ve adresini almıştı.

 

Yıllar sonra, Jim, heykeli 50 yaşına giren Judy'ye sürpriz olarak almak istedi. Sanatçının stüdyosunu aradı, ama orada çalışan görevli o heykelden dünyada sadece 10 tane olduğunu söyledi. Bunlardan birini almanın tek yolu sanatçının kendi elindeki orijinal heykeli vermesiydi. Sanatçı Jim'le bağlantı kurdu ve üzülerek karısının bu heykelden asla ayrılamayacağını belirtti. Sanatçı yine de bazı alıcılarla bağlantı kurup heykeli elden çıkarmak isteyip istemeyeceklerini öğrenmeye söz verdi. Sonunda, İngiltere'deki alıcılardan birinin heykeli Jim'e satmayı istediğini öğrendi.

Jim, Judy'e ellinci yaş gününde yıllar önce aşık oldukları heykeli hediye etti. Judy şaşkına dönmüştü. Orada oturup hayranlıkla heykeli izlerlerken, heykelde daha önceden fark etmedikleri bir şey dikkatlerini çekti. Küçük çocuğun okuduğu kitaba yakından baktıklarında üzerinde "Marc Kitabı" yazılı olduğunu gördüler. İkinci kelime M-A-R-C olarak yazılmıştı, aynen oğullarının kendi adını yazdığı gibi. Judy ve Jim oğullarının sonsuza dek yok olduğunu düşünüyorlardı. Oysa o anne babasına sevgisini annesinin ellinci yaş gününde bile ulaştırmayı başarmıştı. Fiziksel bağlılıklar geçicidir. Sadece sevgi ölümsüzdür.