Ne Kadar Kocamansa O Kadar İyi

Karen ve ben, oğlumuz Michael'ın anaokulunu ziyarete gittiğimiz o gün kendimizi günün ana-babası gibi hissetmiştik. Bize sınıfım gezdirirken ve arkadaşlarıyla tanıştırırken çok eğlendik. Kesme, yapıştırma, dikme aktivitelerine katıldık. Günün en güzel kısmım kumlarla oynayarak geçirdik. Tam bir cümbüştü. 

"Halka olun" diye seslendi öğretmenleri. "Hikaye anlatma zamanı." Ortada ayakta durup sırıtmamak için Karen ve ben de yeni arkadaşlarımızla halka oluşturduk. "Kocaman" adlı hikayeyi bitirdikten sonra, öğretmen "Size kendinizi ne kocaman hissettiriyor?" diye sordu. 

 

"Böcekler bana kendimi kocaman hissettiriyor" dedi çocuklardan biri. Diğeri "karıncalar" diye seslendi. Bir diğeri de "sivrisinekler" diye bağırdı. 

Öğretmen sınıfı düzene sokmak istiyordu. Ellerini kaldıran çocuklara söz hakkı veriyordu. Sonra küçük bir kız çocuğunu işaret ederek, "Evet, güzelim sana kendini ne kocaman hissettiriyor?" diye sordu. Çocuğun yanıtı "Annem" oldu. 

"Annen sana kendini nasıl kocaman hissettiriyor?" diye sorguladı öğretmen. "Çok basit" dedi minik kız, "Beni kucaklayıp, seni seviyorum, Jessica diyerek."