Akşam yemeği

Serpil eşiyle birlikte bir iş yolculuğundaydı. Arkadaşlarıyla sohbet ederken bulundukları yere 40 kilometre mesafede bir restoranın harika içli köfte yaptığını öğrenmişlerdi. Serpil ve eşi Osman, arkadaşları Bilal ve eşi ile birlikte akşam yemeğine oraya gitmeye karar vermişlerdi. Ancak yolda bir trafik kazası olmuştu ve bir tır yan dönerek yolu kapatmıştı. Geri dönebilirlerdi; ama beklemeyi tercih ettiler. İki saat kadar sonra yol açıldı ve saat 22:00 sularında restorana varmışlardı. Ne var ki, restoran kapalıydı. Bilal ve eşi, bunca çabaya rağmen arkadaşlarını o ünlü restoranda yemek yediremedikleri için çok üzülmüşlerdi. Serpil ve eşi ise hala çok mutlu görünüyorlardı. Bilal’in eşi Tuğçe sordu; “Harikasınız, moraliniz hiç bozulmadı. Nasıl yapıyorsunuz bunu? Serpil cevap verdi: “Çok basit dedi. Bizi mutluluğumuzu bakış açımız belirliyor. Şimdi olanları değişik bakış açılarıyla görmek mümkün” dedi.

 

“Buraya geldik ve restoran kapalı olduğu için yiyemedik. Böylece buraya yeniden gelmek, sizleri görmek ve bu restoranda yemek yemek için bir umudumuz var. Gelecekte yapmak isteyebileceğimiz bir şey eklendi yaşantımıza.

Bu restoran kapalı olduğu için bu akşam yeni bir yer daha keşfedeceğiz. Bakarsınız buradan daha da iyi bir yer keşfederiz. Daha iyi değilse bile, yeni bir yer daha öğrenmiş olacağız. Eğer yemek yemeden şehre dönersek, bugün gereksiz kalorilerden de paçayı kurtarmış olacağız. Hem saat 18:00′den sonra akşam yemeği yememiz de önerilmiyor.”

Tuğçe, “Harika bir bakış açısı” dedi Serpil’e. “Buna ilaveler de yapabiliriz. Biz neden böyle düşünmüyoruz ki? Arkadaşlarımızla televizyonun olmadığı bir ortamda doyasıya sohbet ettik. Hayatımıza güzel bir anı daha eklendi. Üstelik paramız da cebimiz de kaldı.”

Serpil’in eşi Mert araya girdi:”Aslında dünyada ne olup bittiği o kadar da önemli değil. Önemli olan bizim olanı biteni nasıl gördüğümüz. Şartları değiştiremiyorsak, bakış açımızı değiştirebiliriz.”