Yıldızınız Olsun

Meşhur Kaya amcamdan bir hikâye dinledim. Zannediyorum o da bir kitaptan okumuş ve ismi de “Dünyadaki En Büyük Satıcı” olacak. Siz şimdi böyle yazı mı olur demeyin, çünkü biz duyduklarımızı aktarıyoruz. İşin doğrusu aklımız defter değil. Her konuşulanı da teybe almak veya kalem kâğıt çıkarıp not etmek imkânı da olmuyor. Her neyse hikâye şöyle:

“Patros ismindeki çok zengin bir kervancıbaşının, Hafid ismindeki deve çobanı kendisine: “Efendim ben sizin deveciniz olarak kalmak yerine, mallarınızın satıcısı olmak istiyorum.” diye durmadan ısrar ediyor. Bu şiddetli ısrara dayanamayan patron, “Peki öyleyse sana çok değerli bir kaftan veriyorum. Satıcılarımızın hiç uğramadığı şu köye git, bu kaftanı bir gümüş dinara sat.” der.

 

Çoban dört gün uğraşır bir türlü kaftanı satamaz. Sonunda bir mağara içinde çok fakir bir aile görür. Yenice doğmuş bir bebekleri de vardır. Karı-koca titremektedir. Çünkü çocuk soğukta üşümesin diye elbiselerinin bazıları ile onu sarıp sarmalamışlardır. Şefkat hissiyle, her şeyi unutan çoban hiç tereddüt etmeden kırmızı kaftanı getirir ve onunla çocuğu güzelce sarar.

Mağaradan çıkınca tam tepesinde, ömrü boyunca görmediği parlak bir yıldızın ışıldadığını görür. O gece patronunun yanına döner. Başının çok yukarılarında parlayan bir yıldızla yanına gelen çobanı fark eden patron,”Başardın. Sen bu işi yapacaksın.” Diyerek onu satıcı yapar.”

Demek ki, büyük bir satıcı olmak için illa da büyük para kazanmak gerekmiyormuş. İnsanlara derin bir merhamet ve sevgiyle bir şeyler vermek de büyük satıcılıkmış.

Hadi, sizin de bir yıldızınız olsun…