Herkesin Bir Hikayesi Var

Bir magazin dergisinde çalışıyordum. Yazı işleri müdürümüz ”Bu hafta dilencilik konusunu işleyeceğiz” dedi,”bize 5-6 kare dilenci resmi çekersin değil mi?”

“Olur” dedim, başka ne diyebilirdim ki?

Ama iş o kadar kolay değildi. Dilenci kaynayan İstanbul’da istediğim kareyi yakalamadım gitti. Evet uzaktan bir şeyler almak kabildi ama adamlar bit gibi bit gibi kalıyor, kadrajı doldurmuyorlardı.

 

Yaklaşan ayrı dert. Hangisini objektifi doğrultsam kaçıyor ya da küfürler hakaretler ederek üzerime yürüyordu.

Yazı işleri müdürüne çıktım. “Galiba beceremedim” dedim, “hiçbiri resim çektirmek istemiyor.”

Müdürümüz bu konuyu işlemeye niyetliydi. Tatsız tuzsuz dialara bakarken “Ne yapabiliriz?” dedi.

Tam bu sırada servisin en çılgın elamanı geldi ve  “Çok kolay abi” dedi, “Ben dilenci olayım, siz istediğiniz gibi çekin!”

Oldu da... Ona yırtık pırtık bir elbise ve atılmış ayakkabılar bulduk. Burnunun üstüne camı kırık siyah bir gözlük oturttuk, yüzünü kuruma buladık. Bir kolunu sardık. Koltuğunun altına da kolunu sürekli titreten bir simülatör koyduk. Seğiren kolu ve yengeci andıran yürüyüşle, gerçek bir dilenciye benzedi.

İyi ama millet yer miydi? Test etmeli, onaylamalıydık. Bizim elaman müessese müdürünün odasına girdi:

“Allah rızası için bir sadaka ... Allah ne muradınız varsa versin...” dedi.

Müessese müdürü ağzı bir karış açık, şaşkın şaşkın bağırmaya başladı:

“Ülen kim soktu bu dilenciyi! Bekçiler ne işe yarar, söyleyin dışarı atsınlar şunu!”

Tanımamıştı. Demek ki olacaktı...

Elamanımızı alıp Eyüp Sultan’a götürdük. Cuma çıkışı kapıya mevzilendik. Uzaktan yakından bol bol resmini çektik. Ve iki şeyin farkına vardık.

Arkadaşımız ne kadar amatörce ve acemice dileniyor ve kimseye asılmıyorsa da cebi dolmuştu biiir.

Bu sektör o kadar da sahipsiz değildi ikii.

Diğer dilencilerin tehditlerine bakılırsa işin mafyası vardı ve hiç ummadığımız insanlar hasılattan nemalanıyorlardı. Baktık iş karışacak alttan aldık. Pilliyi pırtıyı toplayıp başka camilere gittik. Yalvarmadık, sızlanmadık, sadece mendil açtık. Ama hasılatımız çok yüksekti.

Bırakın işçiyi, ameleyi, ustabaşının yevmiyesini beş kere aştı. Arkadaşımız ilk rolünü orada oynadı. Sonra İFPAŞ filmlerinde yer aldı. Şimdi piyasanın hatırı sayılır yönetmenlerinden biri.