Şeker Yeme

         Bir zamanlar doktorlar bir babaya on yaşındaki oğlunun şeker hastalıpına yakalanmış olduğunu söylediler. Çocuk şeker yemeyi bırakmadığı takdirde, ölmesi kaçınılmazdı. O yüzden, doktorlara göre, babanın ne yapıp edip oğluna şeker yemeyi bıraktırması gerekiyordu. O da doktorların söylediğini yaptı ve defalarca “Oğlun şeker yemeyi bırak” dedi.

       Ama oğlu onu dinlemeyip hep aynı cevabı verdi: “Bırakamam, bırakmayacağım da!” Ve şeker yemeyi devam etti.

 

       Oğlunun göz göre göre ölüme doğru gittiğini gören baba, ona zorla şeker yemeyi bıraktırmayı düşündü. Ama sonra bu işin zorlamayla olamayacağını fark etti. Oğlu bu defa kendisi görmeden şeker yiyecekti. Bunu engellemesi de mümkün değildi.

       Oğlunu canından fazla seviyordu ve ne yapacağını bilemiyordu. Çaresiz kalmıştı. Yapmaması gerektiğini bildiği halde kendisine hakim olamayan oğlu, nedendir bilinmez, babasına bir teklifte bulundu:

       “Baba biliyorsun birkaç vadi ötede bir bilge yaşıyor. Eğer bana şeker yemeyi bırakmamı o söyleseydi, ben de bırakırdım.”

        Adam durumun garipliğinin farkındaydı, ama eğer oğlunun hayatını o bilgeye gitmek kurtaracaksa bunu yapmaktan geri kalmayacaktı. Böylece oğluyla birlikte hazırlandılar ve bilgenin evine doğru yolculuğa çıktılar.

        Bilgenin evine geldiklerinde, baba ona ziyaretlerinin nedenini anlattı. Bilge başını sallayarak anladığını belirtti. Sonra da “Şimdi gidin, iki hafta sonra gelin” dedi. “O zaman ne yapacağımı size söylerim.”

       Baba kulaklarına inanamıyordu. O kadar uzun yolu aşıp gelmişlerdi ve istekleri gayet basitti. Karşısındaki adam ise, onlara evlerine geri dönmelerini söylüyordu. Ama, elinden başka bir şey gelmediği için, mecburen oğlunu alıp evine geri döndü.

         İki hafta sonra, tekrar bilgenin evine geldiler. İçeri girdiklerinde, bilge çocuğa baktı ve şöyle dedi:

        “Şeker yemeyi bırakmalısın evlat, aksi takdirde öleceksin.”

         Çocuk “Peki” dedi. Arkasını döndü ve odadan çıktı.

        Baba bilgeye sordu: “Sakın saygısızlık olarak anlamayın, ama gördüğünüz gibi biz çok fakiriz ve buraya yaptığımız yolculuk fazlasıyla uzun ve pahalı. Neden aynı sözleri iki hafta önce değil de şimdi söylediniz?”

        “Oğluna ‘şeker yeme!’ diyebilmem için önce bizzat benim şeker yemeyi bırakmam gerekiyordu. İlk geldiğiniz gün, ağzımda az önce yediğim şekerin tadı varken, o çocuğa nasıl olur da ‘şeker yeme!’ diyebilirdim?”