Yolculuk

Ey insan!!! Küçücük  bir canlı  iken,  heyecanlı ve telaşlı bir yolculuktan sonra, defa’larca  büyük yumurtaya, dar bir menfezden geçerek girdin.. Vaktin gelince de oradan istemeyerek  dünyaya geldin..

        Cebri bir yolculuğa çıkmış bulunuyorsun. Kimse pazarlığa oturmadan geldiğin bu dünyadan , yine pazarlıksız olarak “ kabir “ kapısından geçip gideceksin...

 

        Anne karnında – karanlıkta olsa - rahatın iyi idi. Ayrılmak istemedin , sancı verdin , dünyaya ağlayarak geldin.. Daha sonra gördün ki daha güzel bir yerdesin , susup gülmeye başladın..

         Buradan giderken de ağlıyorsun . fakat ağlama.

Dünyaya nispetle dar ve karanlık olan anne karnından çıktığın gibi ,  "ahiret"e nispetle  dar ve sıkıntılı olan dünyadan da ayrılıyorsun. O halde ağlamanın manası yok .. Çünkü gideceğin yer aydınlık ve rahattır..

Orada sıkıntı eza ve cefa görmeyeceksin .. Artık o alemde eskimek ve pörsümek ve ihtiyarlamak yok ... Orası vuslat ülkesi...

Oraya kavuşmak için yolculuğun erkanına riayet gerekli... Karanlık tünellerde önünü aydınlatan bir ışığın, şaşmaz ve şaşırmaz bir rehberin olmalı... O  zaman bu tatlı yolculukta selametle gidebilir, emn u eman içinde "altından ırmaklar akan saraylar" a girebilirsin...