10 Sıkıcı Düğün Klişesi

1- Ne giyeceğim şimdi ben! Sadece elbisesi olsa iyi. Ayakkabısı, takısı, şalı… Kadın-erkek fark etmez, düğün öncesi yaşanan en büyük sıkıntı kılık kıyafet uydurma faslında yaşanır.

2- Nikâh memurundan özlü sözler: Son zamanlarda yaygınlaşan ‘mesajlı nikâhlarda’ başrol nikâh memurunda. Aile kurumuna övgüler düzenlere, ‘yuvayı dişi kuşun yaptığından’ bahsedene çoktan alıştık. Şimdilerde bir de belediyesine göre değişen mesajlar var ki evlere şenlik. Atatürkçü mesajlar veren nikâh memuru da en az Başbakan’ın ‘üç çocuk’ dileğinin izinden giden kadar sıkıcı!

 

3- Takı merasimi: “Damadın amcasından bir burma bilezik!’ anonsları azaldıysa da ‘takı merasimi’ geleneğinin sürdüğü düğünlere denk gelme ihtimaliniz var ki takı takmanın ‘modern versiyonları’ da pek eğlenceli değil. Kesenin peşine düşmek, bir de takı taktığınızı kibarca hissettirmek kolay olmaz.

4- Fotoğrafçı gerilimi: Masada yalnız da otursanız, sevgilinizle baş başa da olsanız kaçış yok! O objektif size de yönelecektir. Tabii aynı fotoğrafçı ilerleyen saatlerde elinde fotoğraf destesi omzunuzda bitecektir…

5- Uçak gibi dönen çocuklar: Dans pistinde kendilerince müziğe ayak uyduran, aslında tek yaptıkları kollarını iki yana açıp gövdelerini yere dik açı oluşturacak şekilde dikerek ‘uçak olan’ çocuklardan bahsediyoruz. İlk anlardaki sevimlilikleri çabuk geçer, bir süre sonra THY’deki kalkış pistini aratmazlar! 

6- “Sıra sende” baskıları: “Hadi bakalım, kardeşin de evlendi. Darısı başına...” cümlesiyle yaklaşan büyük halayı “Seni ne zaman evlendiriyoruz?” diye yaklaşan teyze izler. 30’larını görüp de hâlâ parmağa bir halka geçirmemişlerdenseniz, şimdiden geçmiş olsun!

7- Zorla ‘dansa davet’: Dünyanın en asosyal insanı bile olsanız kaçış yok: Muhakkak ısrarcı bir akraba, arkadaş yakanıza yapışacaktır, karşılıklı bir misket, bir zeybek oynamak için…

8- Yıllardır görmediğiniz aile yakınıyla sohbet: Düğün uzun zamandır uğramadığınız memleketinizdeyse kulağınızda “Ay ben bunun altını değiştirirdim! Ne çabuk büyüdün sen!” seslerinin yankılanması an meselesidir. Kibarca gülümseyip büyüğünüze saygıda kusur etmemek en iyisi!

9- Tanımadığınız insanlarla aynı masayı paylaşmak: O geniş yuvarlak masada illa ki tanımadığınız bir ya da birkaç çift olur. Kibar ama zorlama bir muhabbete başlamaya mecbur kalırsınız. Bünyedeki alkol alımının artmasıyla aranızda gereksiz bir samimiyet bile doğabilir. Tabii en fenası, kalabalık arkadaş grubunun içine düşen o ‘yabancı çiftin’ siz olmanız!

10- Hayatta bırakmam, otel de neymiş!: Daha çok, uzak kentlerden gelen akrabaların başına gelir. Siz istediğiniz kadar “Ben otelde yer ayırttım” deyin, düğün sahipleri “Aman canım ne olacak, ayaklı başlı yatarız” diye ısrar eder. O rezervasyonlar eninde sonunda iptal olur; dört kişilik evde 25 kişi bir şekilde uyur. Ama kalabalık aile şamatası da bazen iyi gelir...