Bir Tutam Haksızlık

Adaletiyle halkının sevgisini kazanmış bir hükümdar, adamlarıyla birlikte ülkesini dolaşıyordu. Seyahati sırasında, ıssız ve dağlık bir araziye gelmişlerdi. Görünürde küçük bir çoban kulübesi bile yoktu. Bu sırada, hükümdarın aşçısı, huzuruna gelerek üzüntü ile sızlandı:

     ‘‘Sultanım, size en güzel yemekleri yapmak için yanınızdayım, ama erzak yükümüzde   bir tutam bile tuz  kalmadı. Tuzsuz ne yemeğin, ne de ekmeğin tadı olur! Ben şimdi ne yapacağım?’’

 

       Sultan cevap verdi:

     ‘‘En yakın köye git. Orada tuz satan bir tüccar bul. Fakat sadece hakkı olan fiyatı öde; fazladan tek kuruş bile verme!’’

       Aşçı hayret içinde hükümdara baktı ve şu sözlerine engel olamadı:

      ‘‘Sultanım! Siz ki bu dünyada herkesten fazla hazineye sahipsiniz. Tuza birkaç kuruş fazla ödeseniz ne çıkar, o  fazlalık sizin hazinenizden ne eksiltir?’’

       Hükümdarın cevabı, tahta  geçtiğinden beri ülkede hüküm süren adaletli yönetimin de özeti gibiydi:

       ‘‘Sen büyük haksızlıkların nasıl meydana geldiğini sanıyorsun? Dünyada herkesin şikayet ettiği büyük haksızlara, işte böyle küçük küçük haksızlıklar yol açıyor. Küçük şeyler, sonuçta bir göl çukurunu dolduran su damlalarına benzer. Dünya ilk kurulduğunda haksızlık bir tutamdı. İnsanlar küçücük haksızlıklardan ne çıkar diye onu bu kadar büyüttüler.”     

      ‘‘O yüzden , insan küçük de olsa, büyük de olsa ne haksızlık etmeli, ne de haksızlığa razı olmalı. Şimdi git ve tuzu hakkı olan fiyattan al gel.’’