İdarecilik

Kongre üyeleri bir gün ülkenin ıssız bir bölgesinde, kocaman ve terk edilmiş bir hurda yığını deposu keşfetmişlerdi. Üyelerden birisi "Bir bekçi kiralayalım buraya sahip çıksın" diye öneride bulundu.

Böylece bir adamı "Bekçi" olarak işe aldılar. Ertesi gün bir diğer kongre üyesi "İyi yaptık da... Bir eksik var" dedi. "Biz bu adama bir iş tanımı vermedik, ayrıca adamı eğitmemiz de gerekli." Değerleri onu haklı bulmuşlardı.

Böylece bekçinin iş tanımını belirleyecek bir "Planlama Bölümü" kurdular, oraya da bu tanımları rapor edecek bir "Belgeleme Uzmanı " ile bekçiyi eğitmek için "Eğitmen" aldılar. Bir kaç gün sonra diğer kongre üyesi  sordu bu kez:

 "Peki ama bu bekçi ve iş tanımını yapanlar iyi çalışıyorlar mı, onları denetlemek için de  birisi gerekli değilmi?"    

Böylece bekçi ve eğitimlerini denetleyecek "Kalite Denetim Bölümü" kurdular ve oraya da bir "Kalite Denetim Sorumlusu" ile bu adamların ne yaptığını rapor etmesi için "2 Müfettiş " aldılar. Ertesi gün diğer kongre üyesi yeni bir öneride bulundu:

"Evet, bir bekçimiz var,bağlı olduğu departmanları da kuduk, iyi  güzel de bunlara ne yapmaları gerektiğini bildirmek için bir de müdür gerekli değil mi? "

Müdür, müdür yardımcısı ve bir de sekreter aldılar.

Ve bir kaç gün sonra kongre toplantısında tartışma çıktı. Bütçenin 22,000 dolar üzerine çıktıklarının ayırdına varmışlardı.

Toplantı sonunda acilen aldıkları kararı uyguladılar: 

 "Tüm gereksiz giderleri belirleyerek kezmeliyiz" dediler ve bekçiyi kovdular.

Çıldırtan Sorular

s-1) Üçgen bir adam öldükten sonra üçgen bir tabuta konulmasını istemiş. Adam ölmüş fakat üçgen tabuta sığmamış. Neden ?

c-1) İsteği yerine gelince zevkten dört köşe olmuş. 

s-2) Hangi kanun insanları yargılamaz ?

c-2) Yer çekimi kanunu. 

s-3) Adamın biri, günesin doğduğu yer olan doğuya dönükse, arkası ne olur ?

c-3) Gölge. 

s-4) Av sporuna merak salan sakar bir adama arkadaşları ne hediye eder ?

c-4) Köpeği için kursun geçirmez yelek. 

s-5) Avcılar hedefe nişan alırlarken neden tek gözlerini kapatırlar ?

c-5) İki gözlerini kaparlarsa hiçbir şey göremeyecekleri için. 

s-6) Yamyamlar uçağa ne derler ?

c-6) İnsan konservesi. 

s-7) Kedi ile kaleci arasında ne fark vardır ?

c-7) Biri tuttuğunu diğeri tutamadığını yer. 

s-8) Avcı, bir kurşunla geyiği hem ayağından hem de kulağından nasıl vurabilir ?

c-8) Geyik ayağıyla kulağını kaşırken ateş ederse. 

s-9) Kral yaşlanınca ne olur ?

c-9) Havlu alıp kurulanır.  

s-10) İtfaiyeciler neden kırmızı kemer takarlar ?

c-10) Pantolonları düşmesin diye. 

s-11) Denizden kum nasıl çıkar?

c-11) Islak. 

s-12) Kral ölünce oğlu ne olur ?

c-12) Yetim. 

s-13) Leylek niçin tek ayak üzerinde durur ?

c-13) Öbür ayağını da kaldırırsa düşeceği için. 

s-14) Hangi soruya evet diyemeyiz?

c-14) Uyuyor musunuz ? 

s-15) Yırtıcı bir hayvana nasıl bakılır ?

c-15) Uzaktan. 

s-16) Adamın biri çok zayıf olduğu halde yatağa yattığında yatak kırılıyormuş. Niçin ?

c-16) Uykusu çok ağırmış. 

s-17) Bir nehir ne zaman tembellik eder ?

c-17) Yatağından çıkmadığı zaman. 

s-18) Amerikan ordusunda en büyük şapkalı adam kimdir ?

c-18) En büyük başı olan. 

s-19) Altı adam bir şemsiyenin altında ıslanmadan nasıl durabilir ?

c-19) Yağmur yağmazsa. 

s-20) Adamın başına minicik bir taş düşmüş, hemen ölmüş. Neden ?

c-20) Ummadığı taş başını yarmış. 

s-21) Arılar hangi kovana bal yapamazlar ?

c-21) Mermi kovanına.  

s-22) Yakaladığı şövalyeyi yemek isteyen aslanın neye ihtiyacı vardır ?

c-22) Konserve açacağına. 

s-23) Patlıcan harakiri yaparsa ne olur ?

c-23) Karnıyarık.

s-24) Napolyon yaptığı savaşların kaçıncısında ölmüştür ?

c-24) Sonuncusunda. 

s-25) Hangi ünlü güreşçi hareket halindeki treni tek eliyle durdurabilir ?

c-25) İmdat frenini çeken güreşçi. 

s-26) Birinin denizde boğulduğunu gören gemi kaptanı ne yapar ?

c-26) Geminin bayrağını yarıya indirir. 

s-27) İnsan, köpek dişinin ağrısını ne zaman duyar ?

c-27) Köpek tarafından ısırıldığı zaman. 

s-28) Hangi devlet dairesinde "işi olmayan giremez" diye yazı yoktur ?

c-28) İs ve İsçi Bulma Kurumu. 

s-29) Adamın biri gece yarısı yatağının etrafında koşuyormuş. Niçin ?

c-29) Uykusu kaçmış onu yakalıyormuş. 

s-30) Türkiye' de yükselmenin en kolay yolu nedir ?

c-30) Asansöre binmek.

s-01) 500 den fazla ameliyat yapmış, on yıllık bir doktoru, şimdiye kadar tek bir hastası bile ziyarete gelmemiş. Bu neyi belirtir ?

c-01) Ölülerin yürüyemeyeceğini. 

s-02) Adamın biri çölde tek başına kalmış. Etrafında da kimsecikler yokmuş. Birden top sesleri ve gooool diye bir ses gelmiş. Ne oluyormuş ?

c-02) İn cin top oynuyormuş. 

s-03) Tereyağı niçin yağlıdır ?

c-03) Ekmeğe sürerken gıcırdamısın diye. 

s-04) Okur-yazar olmayan zenciye ne denir ?

c-04) Kara cahil. 

s-05) Siyah saçlı bir adam 18 katlı bir binanın en üst katından yere düşüp parçalandığı zaman kafası dazlaktı. Saçları ise 2-3 saat sonra ağır ağır aşağıya dökülmeye başlamıştı. Niçin?

c-05) Çünkü adam saçların dökülmesini geciktirici şampuan kullanıyormuş. 

s-06) Renkli bir seyahat ne ile olur ?

c-06) Mavi trenle. 

s-07) Saat niçin tehlikelidir ?

c-07) İçinde akrep olduğu için. 

s-08) Bir adam mahkemede yargılanıyormuş. O sırada jüriden çatal bıçak sesleri gelmiş. Ne olmuş ?

c-08) Adamın hakkını yemişler. 

s-09) Doktorların hangi ameliyatı yaparlarken gözleri sulanır ?

c-09) Omurilik soğanı. 

s-10) Hangi kaptanlar, gemiyi batarken terk ederler ?

c-10) İyi yüzme bilen kaptanlar. 

s-11) Kaplumbağaların en çok nefret ettiği şey nedir ?

c-11) Sırtının kaşınması. 

s-12) Plastik cerrahlar genelde nasıl ölür?

c-12) Ateşe yaklaşıp, eriyerek. 

s-13) Bir insanın askeri merasimle gömülebilmesi için ne olması gerekir ?

c-13) Ölü. 

s-14) Adamın otopsisinde yüreğinde diş izi bulunmuş. Neden ?

c-14) Adam yüreği ağzına gelerek ölmüş. 

s-15) Doktorlar ameliyatta niçin maske takarlar ?

c-15) Yanlış ameliyat ettikleri hasta tanımasın diye. 

s-16) Doktorlar niçin eldiven takarlar ?

c-16) Ölen hastalarda parmak izi kalmasın diye. 

s-17) Domatesler neden kovboy olamazlar ?

c-17) Kızılderili oldukları için. 

s-18)En duygulu köfte hangisidir?

c-18)İçli köfte 

s-19)İnekler en çok hangi yolu severler?

c-19)Saman yolunu 

s-20)Hızla giden bir tırı kim durdurabilir?

c-20) Trafik Polisi  

s-21)Denizler neden taşmaz?

c-21)Çünkü dibinde sünger vardır. 

s-22) İstanbul surlarına ilk bayrağı kim dikmiştir?

c-22) Terzi 

s-23) Sınıfta kalan çocuklara ne yapılır?

c-23) Zilin çaldığı hatırlatılır. 

s-24) Denize düşen neye sarılır?

c-24) Ne bulursa ona 

s-25) Çinliler ne zaman afiyet olsun der?

c-25) Türkçe öğrendiği zaman 

s-26) Başkalarının yanlışlarından para kazanan kimlerdir?

C26) Silgi üreticileri 

s-27) Göz doktorları hangi gözümüzü tedavi edemezler?

c-27) Kalp gözümüzü 

s-28) Baba ahtopot, yavrusuna ne demiş?

c-28) Elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi tut. 

s-29) Termometre ile öğretmen arasındaki benzerlik nedir?

c-29) İkisi de sıfırı gösterince titretir. 

s-30) Alfebenin ilk üç harfi hangisidir?

c-30) A-l-f

Hırsızlık Sonrası Muhabbet

1 – kesin bilen biri yapmistir (butun cevre)

2 – nasil girmis iceri (merakli cevre)

3 – ne goturmus (maddiyatci cevre)

4 – sigorta var miydi (bilincli cevre)

5 – polis geldi mi geldiyse ne dedi (criminal cevre)

6 – gecen bi taniginda basina basina ayni olay geldi ( cevresi genis)

7 – buralar cok tehlikeli olmaya basladi (ileri goruslu cevre)

8 – bu olaylara sesimizi yukseltmemiz lazim (entellektuel cevre)

9- sokaga cikmicaaaaz bundan sonra herhalde (ust kattaki 67 yasindaki teyze)

10-neyse cana gelicene mala gelsin sadakaniz olsun (gereksiz cevre, milyarlik sadaka mi olur ya)

ihtiyarlık

İrlanda asıllı İngiliz yazar Bernard Shaw, ihtiyarlık yıllarında evinin bahçesiyle çokça uğraşıyordu. Bir gün karısını ziyarete gelen yaşlı bir hanım, onu elinde çapa, iki büklüm görünce tanıyamadı. Gözlüklerini düzelttikten sonra:
“Günaydın bahçıvan efendi,” dedi.
“Siz Shaw’ların yanında ne zamandan beri çalışıyorsunuz?”
“Kendimi bildim bileli…”
“Verdikleri ücret sizi geçindiriyor mu?”
“Yalnız yiyeceğimi veriyorlar.”

Yaşlı kadın, bahçıvanın bu hâline acımış olacak ki:
“Eğer benimle çalışırsanız, size yiyecek ve giyecekle birlikte yeterli aylık da verebilirim” diye bir teklifte bulundu.

Bernard Shaw:
“Teşekkür ederim, bayan. Ne yazık ki ben, Bayan Shaw’a ömür boyu bağlıyım” diyerek bu teklifi geri çevirdi.

Yaşlı bayan biraz da kızarak:
“Ama bu tutsaklıktan, kölelikten başka bir şey değil…” dedi.

Bernard Shaw ise, gülerek:
“Hayır sayın bayan” dedi. Biz buna ‘evlilik’ diyoruz.”

Duvar Yazıları

1.  Herkes iyiliğimizi istiyor; ama vermeyeceğiz işte…

2.  Bir elin nesi var iki elin çetesi var.

3.  Üzüm üzüme baka baka kararabilir; ama, körle yatanın şaşı kalktığı görülmemiştir.

4.  İstisnalar kaideyi bozmaz ama bütçeyi bozar.

5.  Dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere...

6.  Her türlü iyi niyet itina ile suiistimal edilir…

7.  Beni soran olursa cevap (e) şıkkı…

8.  Paranın ne önemi var mühim olan miktarıdır.

9.  Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.

10. Bozuk sinirler kalıtsaldır, çocuklarımızdan bize intikal eder.

11. Temiz hava garip kokar.

12. Beş bin kere söyledim abartmayı bırak.

13. Allah seni mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın.

14. Atalarımız zamanında orta Asya'dan çıkıp da ters yöne gitselerdi, şimdi Japon olurduk:)

15. Bakarsan bağ olur, bakmasan göremezsin.

16. Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı.

17. Yerçekimini yenirseniz dünyanın yükünden kurtulursunuz.

18. Karganın inadı kartal olmaya yetmez.

19. Aynı işe bıraktığın yerin gerisinden başlamaktansa, başka bir işe sıfırdan başla.

20. Internet: global köyün postanesi.

21. İnsan tecrübe kazanarak hata yapmaktan kurtulur;ama, insan ancak hata yaparak tecrübe kazanabilir.

22. İki tür insan vardır: "İki tür insan vardır." diyenler ve demeyenler.

23. Tam düne alışırken bugün oldu.

24. Başına gelenlerden daha korkuncu da olabilirdi. Mesela benim başıma da gelebilirdi.

25. Kumarda kazanmanın tek yolu oynamamaktır.

26. Her şey kötü gidiyor olabilir ama hiç değilse gelecek yıldan daha iyidir.

27. Bugün, bundan sonraki hayatının ilk günü.

28. İnsanlar üçe ayrılır: Sayı saymasını bilenler ve bilmeyenler.

1.      Paspas anahtarın üstünde.

2.      Asabımı sinirlendirme.

3.      Her şey zamanla telafi edilir ama zamanı hiç bir şey telafi edemez.

4.      10 dakika dediğin nedir ki 5 dakikada geçer.

5.      Size doyum olmuyor ben bi lokantaya gidip karnımı doyurayım.

6.      Bırak gözlerin konuşsun, hiç değilse onlar dedikodu yapmıyorlar.

7.      Dil söyler çekilir, baş belasını çeker.

8.      Artık hiç bir işimi yarım bırakma...

9.      Bana arkadaşını söyle, sana yazılıdan kaç alacağını söyleyeyim...

10.  Kızlarımıza GÖRGÜ kurallarını öğretelim derken ÖRGÜ kurallarını unuttular.

11.  Kendini yüksek görenler, aslında ne kadar alçak olduklarını bilmiyorlar.

12.  Avcılık spor değildir, eğer hayvanlarında silahı olsaydı, o zaman spor olurdu.

13.  Öğretmenim hep benim ödevleri takdir ediyor... Babam süper zekalıdır!

14.  Haydi çocuklar ortalığı toplayın misafirimiz var... İlham gelecek...

15.  Meclis TV iftiharla sunar ROCKY-6 bütçe görüşmlerinde.

16.  Çevremizi koruyalım... Çıkar çevrelerini yani...

Dirilen Köpek

Almanya’dan binen bir bayan köpeğini pet-basket içinde kargoya  veriyor, inince almak üzere... 2 saat sonra uçak inince önce kargo açılıyor ve köpeğin ölmüş olduğu ortaya çıkıyor.

Yer müdürü, "Ne yapalım şimdi? Kargoya konan hayvan ölürse çok büyük cezası var." diye düşünürken oradan biri atılır ve "Bu köpeğin çok benzeri bizim mahallede var, kadını 15 dk. bekletin onu getirip değiştirelim" der.

Nitekim öyle yapılır, ölü köpeğin tasması da yenisine takılır. Bu arada kadın sabırsızlanmaktadır, "köpeğim nerede" diye..

5 dk. sonra kargodan çıkan köpeği gören kadın o anda düşer bayılır.  

Alandakiler herhalde kendi köpeği olmadığını anladı da bayıldı diye düşünürler. Neyse kadın kendine gelince olay ortaya çıkar.

Kadın zaten Almanya'dan köpeğinin ölüsünü getiriyormuş.

Kapıdan Ayrılma

 Nasreddin hoca o tarihlerde henüz bir çocuktu. On iki yaşında var, yok.

        Bir gün annesi değirmene gidecek oldu. Tabii küçük Nasreddin'e ev bekçiliği düştü.

        Annesi gitmeden  önce sıkı sıkıya tembihledi:

        -Aman oğlum Nasreddin, kapıdan ayrılma... 

        -Tamam anneciğim, dedi küçük nasreddin.

        -Merak etme asla, kapıdan ayrılmayacağım.

        Annesi değirmene gitti. Küçük Nasreddin düşünmeye başladı.

        Derken dayısının oğlu geldi:

        -Annen nerede? diye sordu.

        -Değirmende.

        -Git haber ver, akşam size geleceğiz.

        Küçük Nasreddin düşünmeye başladı.

        Annesi kapıdan ayrılmamasını tembih etti ya, nasıl gidip haber versin?

        Sonunda bir çare buldu. Kapıyı yerinden söktü. Sırtına aldı ve değirmene gitti.

        Annesi sırtında koca kapı ile Nasreddin'i gördü.

        -Bu ne hal? Diye çıkıştı.

        Küçük nasreddin kapıyı yere indirdi.

        Üstüne oturdu. Sonra annesine cevap verdi:

        -Bana kapıdan ayrılma dedin ya...

        Dayımlar akşam bize gelecekmiş

        Dayımın oğlu sana haber vermemi söyledi. Kapıdan ayrılmamak için bu çareyi

        düşündüm.

        Annesi başını iki yana salladı.

        -Düşündün ya oğul, dedi.

        Her şeyi tersinden düşündün.

Tipik Kahvaltı

     Fransız delikanlı, Paris'in bulvar kahvesinde oturmuş, tipik kahvaltısını yapıyormuş. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyağ, reçel. Yan masaya ağzında cikleti ile tipik bir Amerikalı turist oturmuş. Sohbet başlamiş...
     Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek misin?
     Fransız: Tabii..
     Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden biraz alır yeriz. Kalan bir fiçida toplanır. Fabrikaya gider. Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demis. Fransiz cevap vermemiş.
     Amerikalı: Reçel de yer misiniz?
     Fransız (öfkeli): Tabii..
     Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlar'a satarız.
     Fransız: Peki siz kullandiginiz prezervatifleri seviştikten sonra ne yaparsiniz?
     Amerikalı: Atarız tabi...
     Fransiz: Biz atmayız. Bir fiçida içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya satarız, demiş...

Vampir Temel

Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir, bir de Temel vampir 
     Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. 
     Sormuşlar: - Ne oldu, nereye gittin? 
     İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü? 
     Cevap:- Gördük. 
     İngiliz Vampir : - Onun yanındaki duvari gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     İngiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun kanını içtim, geldim. 
     Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. 
     Yine sorarlar: - Nereye gittin? 
     Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     Fransiz Vampir: - Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     Fransız Vampir : - İşte ben o adamın kanını içtim geldim. 
     Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. 
     Ona da sorarlar: - Nereye gittin? 
     Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     Temel Vampir: - Peki onun yanındaki direği gördünüz mü? 
     Cevap: - Gördük. 
     Temel Vampir: - İşte ben o direği görmedim

Babada Kalacak

Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: 
     - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." 
     Hakim kocaya sormuş: 
     - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" 
     Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: 
     - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" 
     Hakim sekreterine dönmüş: 
     - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."