Küçücüktük Büyüdük

Eskiden çocuktuk hayallerimiz vardı kimse kızmazdı bize nede olsa çocuktuk yaramazlık yapmak bizim de hakkımızdı şimdi büyüdük acılarla tanıştık ve daha büyük acılara alışmaya çalıştık düştüğümüzde sadece dizlerimiz kanamıyor artık cipsten çıkan tasoya sevinemiyoruz gazoz kapakları bizi mutlu etmiyor yaşamayı unuttuk biraz belki de çocuk gibi eğlenebilsek sadece bugün bile olsa unutsak bütün dertleri sıkıntıları gazoz kapaklarımız olsa tasolarımız olsa bilyelerimiz olsa bide oyun oynasak çocuk gibi ve eğlensek daha önce hiç eğlenmemiş gibi akşam hava kararınca annemiz bağırsa hadi çocuklar içeri diye biz de 5 dakka daha noolur desek sonra o 5 dakka 10 dakka olsa hiç bitmese sonra çamur içinde toz toprak içinde yuvarlansak eve dönerkene üstümüz pislenmiş olsa akşam kızsa annemiz bize ama artık büyüdük ve oyun yasak bize...

Küçükken de aşk yasaktı gizli gizli kimseye söylemeden severdik adını bile bilmediğimiz bakkalın çocuğunu yada mahalleye bi kereliğine gelen komşunun misafirini o zamanlar çocuktuk ve artık büyüdük acıda olsa acıtsa da aşk bugün bizim hakkımız ve eğlenmekte öyle o yüzden bugün hem aşık olalalım birbirimize hem de çocuk olalım beraberce...

Boykot

Tam Shake hazrılıyordum ki shaker'ın kapağını açık unutmuşum. Haliyle üzerime döküldü. Hemen kirlilerimi çıkardım ve profilo çamaşır makinama koydum 1 ölçek ariel, bir ölçekte yumoş. Evden çıkıp Carrefour'a komili yağ, biraz sarelle ve pantene almaya gidecektim. O sırada Nokia marka telefonum çaldı arayan arkadaşım.

-McDonald’s’a gelir misin? 

Kıramadım ve hazırlanmaya başladım. Ortalığı da toplamak gerek. Bulaşıkları bir güzel cifledim. Sonra hazırlıklar işte. Dove'la ellerimi bir güzel yıkadım. Siganlle de dişlerimi fırçaladım tabi diş fırçam da ipana. Rexona'mı sıkıp Vakko'dan yeni aldığım gömleği de giyip çıktım.

Derken arkadaşım geldi First'ünü çiğneye çiğneye. Napalım, napalım derken hadi bi kafeye geçelim dedik. Garson geldi. Ne alırsınız?

-Soğuk içecek olarak ne var?

-Cocacola, fanta, pepsi, yedigün, fruko, sprite, sensun, schweppes, lipton ice tea, tang, cappy...

Neyse siparişler geldi. Tutturdu dondurma yiyelim diye. Neyse gittik bi algidacıya aldık Cornettoları, dedim keşke cartedor alsaydık evde yerdik. Bu seferde tutturdu çikolata diye. Girdik markete bulduk Nestle reyonunu. O kitkat aldı ben Milka. Sonra akşam bize yemeğe gelir misin dedi. Olur dedim ama malzeme yok. Sana yağı, knorr pane harcı, calve mayonez aldık bir de. Susamış tabi turkuaz su almadan olmaz. Bir de tutturdu nesquikli süt içicem diye üstelik daha yeni yedi danonesini.

Akşam eve gittik. Ellerimi lux sabunla yıkadım. Dedi bir yorgunluk Nescafe'si yapıyım. Ben de Jacobs olsun benimki dedim.

Şey Muhabbeti

-hocam internetten şeyi indiriyorum (program)

-bak hele şeyi indiriyomuş inhderde herkes görsün

 

-hocam bu bilgisayarın şeyi var mı? (mouse’u)

-bak bakalım oraya bişey sallanıyomu

 

-hocam şeye bakabilirmiyiz? (bilgisayarda yazdığı özete)

-burdamı bakıcaksın

 

-hocam Internet’e girebilirmiyiz şeye bakacam (e-mail adresine)

-serseri gerizekalı seks sitesine mi girecen avratlara mı bakacan

 

-hocam şey yapıyodum ondan derse geciktim (öğretmenin birine soru soruyodum)

-bah bah bah okulda şey yapıyomuş

 

-hocam bilgisayarda şey yapıyorum (özet yazıyorum)

-bah bah bah bilgisayarla şey yapıyomuş

 

-hocam şey yapacak mıyız? (film izleyecekmiyiz)

-bere burası şeyhane mi? Vs. vs devam ediyor… daha fazla devam

Türkiye'de Bankacı Olmak

İlanı görüp başvuruyorsunuz, sınava giriyorsunuz, sınavı geçenler mülakata çağırılıyorlar ve ardından işe alınıyorsunuz(!) Siz bunun doğru olduğuna inanıyor musunuz?

İlanlarla başlayalım. Bazı bankalar ilanında diyor ki başvurmak için TOEFL 85 veya IELTS 6.5 puan almanız gerekiyor. Peki bu sınavlara giren kaç kişi var, yada bu sınava girmek için 300 küsür TL ayıran kaç kişi var. Diyelim bu puanlarınız da var bu sefer karşınıza bölüm kısıtı geliyor. Şu şu şu bölümlerden mezun olmak. Mesela hukuk, mesela uluslar arası ilişkiler mesela… Yahu insan kaynakları özürlü banka bu kişiler bankadan hesaptan ne anlar! Bu insan kaynakları özürlü personel iş ilanını hazırlarken diyor ki “Erkek adaylar için askerliği 2 yıl tecilli olmak”.  Eğer okulum bugün bitse ve ben askerlik şubesine gidersem bana verilecek en uzun süre tecil 2 yıl, eğer lise mezunuysam ki lise mezunları bankalarda çalışmıyor 3 yıl tecil hakkı veriyorlar. Okulu bitirdiği gün de işe girecek olmadığına göre demek ki yüksek lisans öğrencisi olmasını istiyorsunuz. Sizce yüksek lisans yapan birisi şehrini okulunu bırakıp gelir mi?

Bu aşamaları geçip sınava gireceksiniz diyelim. Karşınıza temel olarak 3 farklı firma çıkıyor sınavı düzenleyen. Bunlar assessment sistem, davranış bilimleri enstitüsü ve Anadolu üniversitesi. Anadolu üniversitesi’nin hazırladığı sınavlara girmek istiyorsanız sınav giderleri için para ödemeniz gerekiyor. İşsizsin paraya ihtiyacın var ve onlar senden para istiyorlar. Davranış bilimleri enstitüsü sınavı Internet’ten yapıyor. Bu nedenle şanslısınız evinizden çıkmıyorsunuz bile.

Sınavlar hakkında biraz daha detay verelim. Assessment sistemin sınavlarıyla başlayalım. Genel yetenek sınavı aynısını bul, grafik okuma, Türkçe paragraf soruları gibi ALES tarzı sorulardan oluşuyor. Bu sınavda biraz hızlı davranmanız gerekiyor zira 40 soru için verilen 60 dakika yetmeyebiliyor. İngilizce sınavı ise KPDS’nin biraz basitleştirilmişi olarak düşünülebilir. Bol bağlaçlı grammar soruları, banka ile ilgili kelimelerden oluşan boşluk doldurma paragrafı, çeviri ve paragraf sorularından oluşuyor. İsteğe bağlı olarak hiç kullanmayacağınız İngilizce bilginizi ölçmek için ağır çeviri yaptırabiliyor. Bu genelde BDDK çevirisi oluyor. Bazen Türkçe kullanma gücünüzü ölçmek için kompozisyon yazdırabiliyor. Bazen de temel düzeyde yani yüzeysel olarak 5er 6şar tane hukuk, iktisat, maliye, muhasebe tarzında sorular da sorabiliyor.

Davranış bilimleri enstitüsü yada kısaca dbe sınavlarını Internet üzerinden yapıyor. Mail adresinize gelen şifre ile sisteme giriş yapıyorsunuz ve size verilen süre içinde tamamlamanız gerekiyor. Davranış bilimleri enstitüsünün genel yetenek sınavı 60 soru 20 dakika şeklinde oluyor. 9 yaşındaki öğrencilere sorulan zeka soruları soruluyor. Tek sorun ise zaman. Çok çok hızlı çözmeniz gerekiyor. İngilizce sınavı ise 5 tane Türkçe’den İngilizceye çeviri, 2 tane true/false ve 1 tane kelime paragrafı ardından da genel grammar bilgisi ölçmek amaçlı basit sorulardan oluşuyor. Gene biraz hızlı çözmeniz gerekiyor çünkü 60 soru için verilen süre 45 dakika.

Anadolu üniversitesinin yaptığı sınavlar ise hem genel yeteneğinizi ve genel kültürünüzü ölçüyor. Hem de alan bilgisi yeteneğinizle İngilizce seviyenizi ölçüyor. Zaman konusunda sıkıntı olmuyor. Çünkü davranış bilimleri enstitüsü ve assignment sistem gibi sınırlama yok. Ancak sorular giğer sınavlarla karşılaştırıldığında daha zor.

Sınava girip çıktıktan sonra yeni bir süreç başlıyor. Sonuçların açıklanması. Genellikle sınavda başarılı olamadıysanız size kimse haber bile vermiyor. Eğer istenilen başarıyı gösterirseniz sizi grup mülakatına İstanbul’a çağırıyorlar. Bir de yol parası ödüyorsunuz.

Grup mülakatında 6-10 kişi yarım ay şeklinde oturuyorsunuz ve size bir konu veriyorlar.  Önce kendinizi kısaca tanıtıyorsunuz. Adım şu, bu okuldan mezunum gibi. Bu konuyu kendi aranızda tartışıyorsunuz ardından. Boyunuza posunuza, kılığınıza kıyafetinize ve söze giriş biçiminize bakılıyor.

Grup mülakatını da başarıyla geçenler bireysel mülakata çağırılıyor. Bu sefer sizin işe uygun olup olmadığınız ve sizin torpil gücünüz sınanıyor. Eğer kontenjan dahilinde torpiliniz yoksa alacağınız cevap görüşmeniz olumlu geçmiştir, boş kadro bulunması halinde sizinle iletişime geçilecektir oluyor. Eğer torpiliniz ve uygun kadro varsa size iş teklifi yapılıyor.

İlk önce size bir iş anlaşması sunuyorlar o anlaşmayı imzalayarak o bankanın çalışanı oluyorsunuz. Ancak bu aşamada size çalışacağınız yer söylenmiyor. Daha sonra çalışmak istediğiniz yeri değiştirmeyeceğinizi söylediğiniz zaman sizi istediğiniz il veya bölge sınırları içinde merkez veya uzak bir ilçeye atayabiliyor ve siz de şubenizi değiştiremiyorsunuz.

Hayırlı olsun! Artık siz bir bankacısınız…

Network Marketing - Affiliate Marketing

                2 Yeni trend Network Marketing ve Affiliate Marketing. Bugün sizlere bu iki sistemin temel mantığını ve nasıl para kazandırdığını anlatacağım.

                Klasik sistem ile başlayalım yazıma. Ortada bir ürün veya hizmet vardır bunun karşılığında size ödeme yaparlar ve böylece para kazanırsınız. Network Marketingde ortada bir ürün vardır ve bu ürünün satışından para kazanırsınız. Affiliate Marketingde gene bir ürün vardır ve bu ürünün satışından para kazanırsınız peki farkı nerede.

                Klasik sistemde ürün üretilip fabrikadan çıkar ve müşteriye ulaşıncaya kadar aracısı, komisyoncusu, ulaşımı ve reklamı derken müşterinin ödediği paranın çoğu aracılara gider ve satıcıya az bir oran kalır.

                Network Marketingde iki tür kazanç vardır. İlki sıcak para dediğimiz ürünü firmadan alırsınız ve satarsınız. Müşteri bulma, firmanın kuralları çerçevesinde reklam yapma sizin harcamalarınızdandır ve bu yüzden alacağınız komisyon fazla olacaktır. İkinci kazanç ise networkünüze yeni kişiler eklersiniz ve bu kişilerin eğitimi size aittir. Klasik sitemdeki gibi firmaların eğitim maliyeti yoktur. Bu kişileri eğitip işi nasıl yapacaklarını öğrettiğiniz için düşük oranda komisyon alırsınız. Ancak eğittiğiniz yada diğer bir deyişle networkünüze kattığınız kişilerin sayısı arttıkça bu küçük oranlar katlanarak artacaktır.

                Affiliate Marketing ülkemizde yeni yeni ortaya çıkan bir sektördür. Bu sektör Internet üzerindedir. Bir firmanın ürünü vardır ve bu ürünü kendi sitesinde satar. Sizin bir web siteniz vardır ve bu firmanın sitesine bir link verirsiniz. Eğer o firmanın ürünü satılırsa size belli oranda bir ödeme yapar. Bu %1-2 olacağı gibi %50leri bile bulmaktadır.

                Paylaşım Fan Clup sitenizdeki reklamlar Affiliate Marketinge örnek olarak gösterilebilir. Mesela Internet’ten almayı düşündüğünüz bir kitabı yada elektronik bir eşyayı bu sitedeki reklamlara tıklayarak satın alacak olursanız bu firmalar bize ödeme yapar.

                Network Marketingle ilgili daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçip sizde kazanmaya başlayabilirsiniz…

                Son olarak özetleyecek olursak. Eğer iyi bir potansiyeliniz varsa bu yeni satış yöntemleri ile kazanacağınız para hayallerinizin çok ötesinde olacaktır…

Su Tasarruf Önerileri

1- Sabahları kalkınca yüzünüzü yıkamayın eğer illa yüzünüzü temizlemeniz gerekiyosa bir tonik ile yüzünüzü güzelce temizleyin.
2- Dişlerinizi kesinlikle fırçalamayın eğer kirlendiklerini düşünüyorsanız bir kürdan yardımı ile dişlerinizin arasındaki pislikleri temizleyebilirsiniz.
3- Ellerinizi temizlemek için ve serinlemek için kolonya kullanmayı alışkanlık haline getirin.
4- Kesinlikle banyo yapmayın eğer vücudunuzu temizlemeniz gerekirse ıslak mendil kullanın.
5- Bulaşıkları yıkamayın kirlenen bulaşıkları peçete ile pisliklerden arındırın yada hijyene önem veriyorsanız plastik ürünleri tercih edin.
6- Tuvaletleri kullanmak yerine bebekler için üretilmiş olan hazır bezlerin bedeninize uygun olanlarını kullanın.
7- Kıyafetlerinizi biraz daha az kirletmeye çalışın ve kirlendiklerinde de giymeye devam edin, çok kirlendiği zaman ise onları çöpe atıp yerine yeni kıyafetler alırsınız.
8- Evleri silmeyin sadece süpürün. Eğer su kullanmadan çıkmayacak kadar pislik birikmiş ise tükrüğünüzü bu gibi durumlarda kullanın.
9- Susadığınız zaman susuzluğunuzu gidermek için su yerine gazlı içecekleri ve meyva sularını tercih edin.
10- Sulu yemekler pişirmeyin, mangal gibi susuz pişen yiyecekler yiyin.

Ayrıca;
çay, kahve içmeniz için hiç bir neden yoktur. Şekerli ürünleri ne kadar az tüketirseniz o kadar az susadığınızı hissedersiniz. Denize girmezseniz yada koşup terlemezseniz banyo yapma ihtiyacı duymazsınız. Jöle tarzı ürünler kullanmazsanız saçınızı; allık, göz kalemi, far, maskara, fondöten gibi ürünler kullanmazsanız yüzünüzü yıkamanız gerekmez. Evde çiçek beslemek isteyenler kaktüs gibi, evde hayvan beslemek isteyenler deve gibi susuzluğa dayanan şeyleri tercih ederlerse su tüketimi azalır.
Unutmayın;
Su tüketimini sıfıra indirmek sizin elinizdedir. Doğal kaynaklarımızı kurutmayalım, suyu bilinçli kullanalım.

Televizyon Ödevi

Mehmet dokuz yaşında bir ilkokul öğrencisiydi. Henüz üçüncü sınıfa gidiyordu. Arkadaşları onu Memoş diye çağırırdı. Mehmet ders çalışmayı hiç sevmezdi. Bu yüzden arkadaşları sürekli onunla dalga geçerdi. Televizyon ise Mehmet için vazgeçilmezdi.

Mehmet’in gittiği okul köyün tek okuluydu ve Mehmet’ in evine oldukça uzaktaydı. Bu nedenle annesi Mehmet’ i her gün okuluna götürüp, eve geri getiriyordu.

Mehmet okulda öğretmenini hiç dinlemiyor, ödevlerini not etmiyor, dersleri önem vermiyordu. Eve gelir gelmez televizyonun karşısına geçiyordu. Bu da Mehmet’ in çok uzun zamanını alıyordu. Televizyon izledikten sonra derse başlayınca çok yorgun oluyordu. Bu nedenle hemen uykusu geliyordu. Annesi her gün Mehmet’ e ödevi olup olmadığını soruyor, Mehmet de pek fazla yok deyip, geçiştiriyordu. Oysa Mehmet’ in yapacak pek çok ödevi oluyordu. Televizyon seyrettikten sonra da ödevlerinin tamamını yetiştiremiyordu.

Günler birbirini kovaladı. Derken bir gün annesi Mehmet’e bir kural koydu. Bu kurala göre; Mehmet önce ders çalışacak sonra televizyon seyredecekti. Bunu duyan arkadaşları Mehmet’ in bunu başaracağına inanmıyordu. Zaten Mehmet’ de ders çalışmazsa televizyon seyredemeyecekti. Mehmet bu kurallardan dolayı annesine çok kızıyordu. Çünkü bu kurallar her gün geçerliydi ve şarttı. Mehmet zor da olsa kabullenmişti bu kuralları.

Artık Mehmet önce derse başlıyordu. Aklında ise dersler yerine hep televizyon oluyordu. Ödevlerini aceleyle yapıyor, hatalara hiç dikkat etmiyordu. Ödevlerini çabucak bitirip hemen televizyon karşısına geçiyordu. Aslında Mehmet bu işi daha çok sevmişti. Çünkü televizyon seyredecek daha çok vakit buluyordu. Hem de annesi buna karışmıyordu.

Mehmet’in öğretmeni bir gün Ayşe Hanım’ ı çağırmıştı. Ayşe Hanım ise okula gitmemişti. Çünkü Mehmet öğretmenini dinlememiş, annesinin okula gitmesi gerektiğini duymamıştı. Annesinin ise hiçbir şeyden haberi yoktu. 

Ertesi gün öğretmen eve geldi. Kapıyı Ayşe Hanım açmıştı “Buyurun Öğretmen Bey, hoş geldiniz” dedi. Ali Öğretmen şaşırmıştı. Çünkü bu denli sorumsuz bir öğrencinin bu kadar kibar bir annesi vardı. Ayşe Hanım ile Ali Öğretmen  sohbet ederken Ali Öğretmen, Ayşe Hanım’ a “Sizi dün okula çağırmıştım, neden gelmediniz?” diye sordu. Ayşe Hanım hem şaşırdı hem de kızmıştı. Çünkü bundan haberi bile yoktu. Sohbete dalmışlardı ki bir kapı sesi, Ayşe Hanım’ ın eşiydi gelen sert bir tavırla “Kim bu bey?” diye sordu. Ayşe Hanım şaşırmıştı çünkü eşini ilk defa bu kadar sinirli görüyordu. O sırada Mehmet eve geldi. Evde öğretmenini görünce şaşırdı. “Hoş geldiniz Ali Öğretmenim” dedi. Hasan Bey gelenin öğretmen olduğunu duyunca üzüldü ve hem eşinden hem de Ali Öğretmen’ den özür diledi.

Günler birbirini kovaladı. Günlerden bir gün Ali Öğretmen öğrencilerden “Televizyon tarihi” hakkında bir ödev hazırlamalarını istedi. Bütün öğrenciler araştırma yaptı. Hatta Mehmet bile televizyon seyretmeyip saat-lerce araştırma yaptı. Mehmet’ in hazırladığı ödev okulun en iyi ödevi seçildi. 

Öğretmen Mehmet’ e bu başarısından dolayı ödül verecekti. Bu ödül ise bir hikaye kitabıydı. Mehmet ise bu kitabı aldığına hiç sevinmemişti. Çünkü Mehmet kitap okumayı hiç sevmezdi.

Geliyoruz

FanClup.info sizlerle buluşuyor!

İlginç paylaşımların garip adresi Paylaşım Fan Clup yada kısa adıyla Fan Clup yayında. Aradığınız her çeşit bilgiye ulaşabileceğiniz, eğlenceli vakit geçireceğiniz bir ortam olur umarız.

Ziyaretiniz için teşekkür eder, yeniden görüşebilmeyi ümit ederiz...

Açıldık...

Internet'in geniş dünyasında biz de yerimizi aldık. Internet uçsuz bucaksız bilgi denizi artık ben de yaşıyorum beni de fark edin demenin yeni yöntemi.

Bizi de fark edin diyor, fark edilmeyi umuyoruz...

Hayatınıza dokunması dileğiyle...

Başladık yazdık, yazdık ve yine yazdık...

Bıkmadan, usanmadan ve tam 2 ayda 40.000. ziyaretçimizi ağırladık

Web Hosting