İstanbul

İstanbul'un kendisi kadar semtlerinin isimleri de güzeldir. Herbirinin ayrı bir hikayesi olan bu semtlerin kimi ismini tarihî bir olaydan, kimi bir camiden, kimi de bir şahıstan almış...

Kendi gibi semtleri ve isimleri de güzeldir, İstanbul'un. Her birinin ayrı bir hikayesi olan İstanbul semtlerinin birçoğu, ismini camilerden almış: Beyazıt, Sultanahmet, Ayasofya gibi. Birçok semtin adı da orada oturmuş, ya da eser bırakmış kimselerden geliyor. Ayrıca çeşitli tarihi olaylar, yapılar, çeşmeler de semtlere ad vermiş. İşte İstanbul'un bazı semtleri ve hikayeleri:

AYRILIK ÇEŞMESİ'NDE VEDA

ÜSKÜDAR: Farsça 'Konak' anlamına geliyor. Eskiden Anadolu'ya, İran'a, Arabistan'a gidip gelen kervanlar burada konaklarmış.

AYRILIK ÇEŞMESİ (HAYDARPAŞA): Eskiden hac alayı bu çeşme çevresinde toplanır, oradan yola çıkar, hacca gidenler eşlerine, dostlarına orada veda ederek ayrılırlarmış.

KABATAŞ: İskelenin bulunduğu yerde eskiden büyük bir taş varmış. Osmanlı devri ileri gelenlerinden 'Köse Kahya' diye tanınmış Mustafa Necip Çelebi bu taşı yontturup iskele haline getirmiş. Bu taşın ilk hali dolayısıyla semtin adı Kabataş kalmış.

KADIKÖY: Bugün Osmanağa Camii diye anılan camiin yerinde eskiden Kadı Mehmet Efendi'nin yaptırdığı bir mescit varmış. Semtin adı bundan dolayı "Kadıköy" kalmış.

AKSARAY: Aksaray'dan gelenler buraya yerleştirilmiş. Bu semte adını, bugünkü Aksaray şehrinden gelenler vermiş.

ARNAVUTKÖY: Önceleri, Boğaziçi'nin bu sevimli semtinde Arnavutlar oturduğu için buraya bu ad takılmış.

BAĞLARBAŞI: Çok eskiden bir Ermeni manastırına ait bağların başladığı yermiş. Zamanla oraya Bağlarbaşı denmiş.

BALAT: Rumca 'saray' anlamına gelen 'palation' sözcüğünden geldiği söylenir. Önceleri İstanbul'un kapılarından birine verilin bu ad, sonraları semtin adı olmuştur.

AKARETLER: Sultan Abdulaziz, Taşlık'ta Aziziye Camii'nin giderlerini karşılamak üzere bir vakıf kurmuş. Bu vakfa gelir sağlamak için de 'gelir getiren' anlamında 'akaretler' yaptırmayı planlamış. Bu planı bitirmek ise II. Abdulhamit'e nasip olmuş. Bu yüzden semte de Akaretler denmiş.

İHSANİYE HALKA İHSAN EDİLDİ

VANİKÖY: Eski adı Papazbahçesi'ymiş. IV. Mehmet, Seyyit Mehmed Vani'ye (Vanlı'ya) bu yerleri hediye etmiş, o da kendisine burada bir yalı, bir iki ev yaptırmış, semtin adı da Vaniköy olmuş.

ÇENGELKÖY: XIX. yüzyılda kaptan-ı deryalıklarda, valiliklerde bulunmuş, yiğitliğiyle tanınmış Çengeloğlu Tahir Paşa burada bir mescit yaptırmış, zamanla semt, mescidin adıyla anılır olmuş.

HAYDARPAŞA: III. Selim'in vezirlerinden Haydar Paşa oradaki kışlayı yaptırmış. Kışlanın adı, daha sonra semti temsil etmiş.

BEBEK: Bu semtin adı, Fatih Sultan'ın, buranın muhafazası için gönderdiği komutanın lakabı olan Bebek Çelebi'den geliyor.

CİHANGİR: Kanuni, pek sevdiği oğlu Cihangir için burada bir cami yaptırmış. Semt, adını bu camiden almış.

İHSANİYE: Selimiye Kışlası ile Karacaahmet arasındaki bu mahallenin bulunduğu yerde bir saray varmış. Padişah, yıkılmaya yüz tutan bu sarayın arsasını halka 'ihsan' ettiği için semtin adı İhsaniye kalmış.

SULARIN 'TAKSİM'İ: İstanbul sularının bir bölümünün taksimi buradan yapıldığı için zamanla bu semt, 'Taksim' adını almış.