Burası İstanbul

-Kötü yemekleri pahalıya, iyi yemekleri çok pahalıya yersiniz. 

-Şehrin yüzde 70'i İstanbullu değildir. 

-Bu kenti ana caddelerde değil ara sokaklarda öğrenirsin.

-Trafik tabelası yok diye her yolu girilebilir, dönülebilir sanmayın; trafik tabelası var diye bir yolu tek yön, çıkmaz sokak falan da sanmayın, tabelalara fazla güvenmeyin. 

-Eminönü'nde gün batımını izlerken gördüğünüz o havada turlayan martılar, sizin yarınki öğle yemeğiniz olabilir. Onları son defa canlı canlı görüyor olduğunuzu unutmayın, şevkat gösterin. Simit atın mesela. 

-"Şehir merkezi-Centrum" diye bir yer yoktur. Arayıp durmayın. 

-"Köprü (Boğaziçi) bu saatlerde tıkalı mıdır?" gibi bir soru mânâsızdır. 

-Yağmur yağarken taksi bulmaya çalışmak beyhude bir çabadır.Başınızın çaresine bakın. 

-Yediğiniz sey, yediğinizi sandığınız şey olmayabilir. Beklentiniz ve elinizdekilerin uyuşma oranı, ödediğiniz meblağdan bağımsız bir değişkendir. 

-Minibüsler ve özel halk otobüslerinin trafikte her şeyi yapma hakları vardır. Sıhhatiniz açısından itiraz etmeyin, tartışmayın, korna çalmayın, selektör yapmayın. 

-Yolda yürürken size biri çarptığında özür dilemesini beklemeyin. Siz çarptıysanız da özür dilemek icin durmayın. Zira herkesin acelesi vardir bi yerlere koşturuyorlardır. 

-Sizinle tartışan olursa "sen benim kim olduğumu biliyomusun lan?" diye sorun, "lan"ı eksik etmeyin, mutlaka olsun. 

-Evet o trenler epey eski. Bin yâhu, bir şey olmaz. :-) 

-Taksim-Bakırköy arası, dolmuşla ve cengaver sürücüsü sayesinde azami 20 dakika, bilemedin 25 dakika sürer; trafiğe bakıp korkmayın. 

-Üstünüze elektrikli testereyle gelen birisini görürseniz kaçın. O adam şaka yapmıyor. 

-Topkapı Sarayı Topkapı'da değil, Sarayburnu'ndadır. Boşuna Topkapı'ya gitmeyin.